İçeriği gör

Wilco Gurbette - BERLİN (Part 1)

Wilco Gurbette bu kez Berlin'de! Almanya'nın başkentinde, eski sınırların izinden Kreuzberg sokaklarına, önünde uzun kuyruklar oluşan dönercilerden hafta sonu mangal yapılan parklara uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz.

Berlin Duvarı yıkıldığında, Almanya'daki Türklerin hayatı nasıl değişti? Berlin'in meşhur dönerinin bu hikâyeyle ne ilgisi var? Peki bir şehri eviniz yapan şey gerçekten nedir?

Wilco Gurbette bu kez Berlin'de! Almanya'nın başkentinde, eski sınırların izinden Kreuzberg sokaklarına, önünde uzun kuyruklar oluşan dönercilerden hafta sonu mangal yapılan parklara uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz.

Wilco'nun ilk konuğu, 1973'te Berlin'e gelen ve yıllar içinde beş dönem milletvekilliği yapan Özcan Bey. Berlin Duvarı'nın bir zamanlar şehri nasıl ikiye ayırdığını, duvar yıkıldığında Türk işçilerin neler yaşadığını ve pek çok kişinin birikimlerini kullanarak kendi işini kurmaya nasıl karar verdiğini onun gözünden dinliyoruz.

Konu döner kebaba gelince Wilco soluğu Berlin'in en çok konuşulan lezzet duraklarından Mustafa's Gemüse Kebap'ta alıyor. Sıranın sonu görünmüyor ama asıl merak edilen şey başka: Bir dönerin her gün aynı özenle hazırlanması neden bu kadar önemli?

İşletmecinin anlattıkları, 20 yılı aşan bir emeği, kalite konusundaki ısrarını ve Diesel'den The New York Times'a uzanan ilginç karşılaşmaları ortaya çıkarıyor.

Peki Wilco bu kadar beklenen döneri beğenecek mi?

Ardından Kreuzberg'in hikâyesine dönüyoruz.

Özcan Bey, beş yaşındayken Türkiye'den Berlin'e gelişini ve uçakla bulutların üzerine çıktığı için Almanya'yı yıllarca neden “yukarıda bir yer” sandığını anlatıyor.

Bir zamanlar düşük kiraları nedeniyle Türk ailelerin yerleştiği Kreuzberg'in geçmişine, göçmenlerin yaşadıklarına ve Berlin'de Türklerin siyasi temsiline bakıyoruz.

Sonraki durak, eski bir havalimanındaki dev mangal alanı.

Hafta sonları insanların bir araya geldiği, her taraftan mangal dumanlarının yükseldiği bu alanda Wilco, Berlin'deki gurbetçilerle tanışıyor. Bulgaristan Türklerinden Aksaraylı ve Giresunlu ailelere kadar farklı insanların Berlin'de kurdukları hayatları ve memleketleri üzerine sohbet ediyor.

Berlin'de sanatın da göçle ilgili anlatacakları var.

Berlin Güzel Sanatlar Akademisi'nde çalışan çağdaş sanatçı Işıl Hanım, sıra dışı bir projeyle karşımıza çıkıyor: Yabani otlar.

“Kendimi ot gibi hissetmeye başladım” diyen Işıl Hanım, Berlin'e başka yerlerden gelip kök salan bitkiler üzerinden göçü, yalnızlığı, yabancı hissetmeyi ve ait olma duygusunu anlatıyor.

Tıpkı insanlar gibi bitkiler de göç ediyor. Bazıları yıllar içinde geldikleri yerin bir parçası hâline geliyor.

Wilco'nun Berlin'deki son konuğu ise doktor, subay ve milletvekili adayı Batuhan.

Berlin'de büyüyen genç bir Türk olarak siyasete neden girmek istediğini, Almanya'daki Türklerin temsil edilmesi konusundaki düşüncelerini ve gençlere vermek istediği mesajı anlatıyor.

Türkiye'den Almanya'ya uzanan göç hikâyelerinden Berlin sokaklarındaki Türk esnafına, sanatçılardan siyasete atılan gençlere kadar birbirinden farklı hayatlara tanıklık ediyoruz.

Berlin'de anlatılacak daha çok hikâye var.

Wilco Gurbette'nin Berlin yolculuğu ikinci bölümde devam edecek!

Son Yayınlananlar