Wide and Wise: İşe alım artık bir büyüme stratejisi
- editor

- 4 days ago
- 5 min read
Globalleşen dünyada işe alım artık yalnızca pozisyon doldurmak değil; doğru pazarı, doğru yeteneği ve doğru zamanı birlikte okuyabilme meselesi. Wide and Wise, bu yeni denklemi insan, veri ve kültür odağında yeniden tanımlıyor.

İşe alım uzun yıllar boyunca operasyonel bir ihtiyaç olarak ele alındı. Oysa bugün, özellikle global ölçekte büyümeyi hedefleyen şirketler için yetenek erişimi; strateji, kültür ve sürdürülebilirlik başlıklarının tam merkezinde yer alıyor. Farklı ülkelerin dinamiklerini anlayabilen, teknolojiyle desteklenen ama kararlarını insani sezgiden ayırmayan yeni bir yaklaşım ihtiyacı giderek daha görünür hale geliyor.
Wide and Wise tam da bu noktada konumlanıyor. Kurucular Tuğçe Turan ve Kemal Hakimoğlu’nun bakış açısında işe alım, CV ile sınırlı bir süreç değil; şirketlerin uzun vadeli büyüme yolculuğuna eşlik eden bir ortaklık alanı. “Wide” dünyaya geniş bir perspektiften bakmayı, “Wise” ise bu perspektifi veri, teknoloji ve insan odağıyla akıllı kararlara dönüştürmeyi temsil ediyor. Bugün Avrupa’dan MENA’ya, Kuzey Amerika’dan Türkiye’ye uzanan bu yaklaşım; global sourcing, AI destekli süreçler ve insan merkezli bir etik anlayışla şekilleniyor.
Wide and Wise’i kurarken gördüğünüz ihtiyaç/boşluk neydi?
Kemal Hakimoğlu: Şirketler sadece CV almak istemiyor; gerçekten sahiplenilmiş, uçtan uca yönetilen bir işe alım sürecine ihtiyaç duyuyorlar. Klasik modelde ajans CV gönderiyor ama süreç tek bir bütün olarak ele alınmıyor. İletişim kopuyor, aday deneyimi zayıflıyor, şirket tarafında da sürdürülebilir bir yapı oluşmuyor. Biz bu boşluğu özellikle globalleşen şirketlerde çok net gördük. Start-up’lar, scale-up’lar ve farklı pazarlara açılmaya hazırlanan ekipler hem doğru yeteneğe ulaşmak hem de süreci şeffaf ve öngörülebilir bir şekilde yönetmek istiyor. Bu yüzden teknoloji, veri ve insan odağını dengeleyen; rolün gerektirdiği pazarı ve kültürü de dikkate alan bir model kurduk. Bu yaklaşım sayesinde hem uzun vadeli ortaklıklar kurabiliyor hem de süreçlerin gerçekten işleyen bir yapıya dönüşmesine katkı sağlıyoruz.
HER PAZARIN DİNAMİĞİ FARKLI
Ana faaliyet alanlarınız ve aktif olduğunuz bölgeler nereler?
Kemal Hakimoğlu: Wide and Wise olarak üç temel alanda çalışıyoruz: headhunting, global talent mapping ve RaaS modeli. Bizi farklı kılan, bu üç hizmeti birbirinden bağımsız değil, şirketlerin büyüme hedeflerine uygun tek bir bütün olarak ele almamız. Amacımız sadece pozisyon kapatmak olmuyor; doğru pazarı, doğru profili ve sürdürülebilir bir yetenek akışını aynı çerçevede oluşturmak bizim için kritik. Bugün 15’ten fazla ülkede operasyon yürütüyoruz ve özellikle Avrupa, MENA ve Kuzey Amerika’da iş birliklerimizi genişletmek için çalışıyoruz. Türkiye başta olmak üzere İtalya, Almanya, Estonya, Dubai, Suudi Arabistan, İngiltere ve ABD’de; teknoloji girişimlerinden scale-up’lara, farklı sektörlerde dijital dönüşümden geçen kurumlara kadar geniş bir yelpazede destek veriyoruz. Her pazarın dinamiği farklı olduğu için, yaklaşımımızı lokal hassasiyetle şekillendirip global standartlarda uygulamak bizim için temel bir prensip.
“Global sourcing” sizin için ne ifade ediyor? Türk girişimciler ve profesyoneller açısından ne anlama geliyor?
Kemal Hakimoğlu: Global sourcing yeteneğin artık coğrafyayla sınırlı olmadığı bir iş düzeninin parçası olmak demek. Şirketler rol için en doğru insanın dünyanın neresinde olduğuna bakıyor. Aynı şekilde profesyoneller de kariyerlerini tek bir ülkeye bağlı düşünmüyor; değer yaratabilecekleri yerlere yöneliyorlar. Bu dönüşüm Türk profesyoneller için özellikle anlamlı. Bizim toplum genelinde sahip olduğumuz teknik yetkinlik, problem çözme becerisi ve adaptasyon kabiliyeti global pazarda karşılık buluyor. Bu yüzden İstanbul’dan Berlin’e, Ankara’dan Amsterdam’a, Milano’dan Dubai’ye uzanan kariyer geçişlerinin artık çok daha doğal hale geldiğini görüyoruz. Girişimci tarafında ise konu sadece yeteneğe erişmek değil artık; doğru pazarı anlamak, ekipleri o ülkenin dinamiklerine göre kurmak ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak. Biz burada hem pazar bilgisi hem de doğru yeteneğe erişim anlamında süreci daha öngörülebilir hale getiriyoruz.
DENEYİM VE BAĞLAM BİLGİSİ ÖNEMLİ
“AI + ATS” işe alım süreçlerine nasıl entegre ediliyor?
Tuğçe Turan: AI ve ATS’i hiçbir zaman “karar veren sistemler” olarak konumlandıramayız. Ancak süreci hızlandıran, tutarlılığı artıran ve önyargıyı azaltan destekleyici araçlar olarak kullanıyoruz. Araştırmalar da gösteriyor ki AI, özellikle kaynak tarama, pattern recognition ve funnel analizi gibi yüksek hacimli görevlerde insana kıyasla çok daha hızlı ve hatasız. Bu da bizim için kaliteyi artıran güçlü bir altyapı sağlıyor. ATS tarafında ise veri görünürlüğü, funnel bütünlüğü ve KPI takibi çok daha net bir hale geliyor. Aday yolculuğunu uçtan uca izleyebiliyor, her aşamadaki dönüşümleri şeffaf şekilde müşterilerimize raporlayabiliyoruz. Düzenli haftalık raporlarımız, uluslararası işe alımda beklenen şeffaflık standardını sağlamamızın en önemli adımlarından biri. Ama tüm bu teknolojik gelişmelere rağmen işe alımın kritik kısmı hâlâ insanda. Bir adayın motivasyonu, karar alma şekli, kültürel uyumu… Bunlar AI’ın henüz anlamlandıramadığı alanlar. İşe alımın stratejik tarafında deneyim ve bağlam bilgisi hâlâ çok belirleyici. AI veriyi okuyor, ATS süreci düzenliyor — ama doğru kişiyi seçen hala biziz. Bu yüzden kendimizi “tech-enabled but human-led” bir yapı olarak tanımlıyoruz.
Aday ve müşteri deneyimini nasıl tasarlıyorsunuz?
Tuğçe Turan: Bizim için deneyim, adayın da müşterinin de süreç boyunca kendini güvende ve bilgide hissetmesi demek. Bu yüzden hem iç disiplinimiz hem de değerlerimiz bu sorunun etrafında şekilleniyor. Aday tarafında yaklaşımımız çok net: kimseyi belirsizlikte bırakmıyoruz. Sürecin nasıl ilerlediğini, hangi aşamada olduklarını ve neler beklediklerini açıkça paylaşıyoruz. Düzenli feedback bizim için standart, opsiyon değil. ATS üzerinden adayın yolculuğunu kişiselleştirdiğimiz için hem iletişim hızlanıyor hem de aday kendini sürecin bir parçası olarak görüyor. Müşteri tarafında ise tamamen şeffaf ve veriye dayalı bir çalışma modelimiz var. Haftalık dashboard’lar, kısa catch-up’lar, KPI takibi, funnel performansı, source-of-hire analizi, pazar içgörüleri… Bunların hepsini düzenli olarak paylaşıyoruz. Böylece süreç tahminle değil veriyle yönetiliyor. Aynı zamanda ihtiyaç duydukları yerlerde talent analytics, market insight ve stratejik raporlamayla süreci sürekli optimize ediyoruz. Bu yaklaşımın doğal sonucu şu oluyor: müşteriler bizi dışarıdan bir tedarikçi gibi görmüyor. Daha çok kendi ekiplerinin uzantısı olarak konumlandırıyorlar. Çünkü ilişki “biz size aday gönderelim” ilişkisi değil; şirketin büyüme planlarıyla uyumlu, uzun vadeli bir ortaklık ilişkisi. Kısacası, deneyimi tasarlarken tek bir prensibe bağlıyız: Netlik, hız, veri ve iyi iletişim — hepsi bir araya gelince işe alım gerçekten profesyonel bir deneyime dönüşüyor.
İŞE ALIM BÜTÜNSEL BİR YAPIYA EVRİLECEK
İnsan odaklı yaklaşım sizde nasıl tanımlanıyor?
Tuğçe Turan: Adaylara bir “başvuru” olarak değil, kendi kariyer yolculuğunda önemli bir karar veren profesyoneller olarak yaklaşıyoruz. Saygılı iletişim, zamanında geri dönüş ve belirsizliği minimuma indiren süreç tasarımı bizim için standart. Aynı şekilde şirket tarafında da ihtiyaçları, beklentileri, kültürel dinamikleri ve rolün bağlamını doğru anlamak çok kritik. Bu yaklaşım bizi doğal olarak etik ve sürdürülebilir işe alım anlayışına da götürüyor. Özellikle global çalışmalarda —farklı ülkelerdeki ücret dengeleri, relocations süreçleri ve aday–şirket beklenti uyumu gibi konularda— etik yaklaşımın önemi çok daha belirgin hale geliyor. Dünyadaki trendler de bunu gösteriyor: gelecekte sadece hızlı işe alım değil, adil, şeffaf ve sürdürülebilir işe alım çok daha belirleyici olacak. Human-Centered Recruiting dediğimiz şey tam olarak bunu ifade ediyor: Süreci hem aday hem de müşteri açısından öngörülebilir, adil, saygılı ve uzun vadeli bir perspektifle tasarlamak.
Sektör 3–5 yıl içinde nasıl değişecek? Wide and Wise bunun neresinde olacak?
Kemal Hakimoğlu: Önümüzdeki 3–5 yılda işe alımın daha bütünsel bir yapıya evrileceğini görüyoruz. Şirketler artık tek bir pozisyonu kapatmaya odaklanmaktan öte, sürdürülebilir bir yetenek akışını, veriye dayalı karar almayı ve aday deneyimiyle uyumlu bir marka algısını bir arada istiyor. Bu nedenle recruitment marketing, talent intelligence ve yapay zekâ ile desteklenen pipeline yönetimi giderek standart hale gelecek. Bence en önemli değişim şu: işe alım, ajans modelinden çıkıp şirketlerin büyüme fonksiyonuna çok daha yakın bir pozisyona taşınacak. Yani “bizim için aday bulun” döneminden “bizim ekibi doğru şekilde kuralım” dönemine geçiyoruz. Wide and Wise olarak bu dönüşümün tam içinde konumlanıyoruz. Global yetenek erişimini, veri ve teknoloji kullanımıyla birleştiren; RaaS modelini daha ölçeklenebilir hale getiren bir yapıyla şirketlerin büyüme stratejisinin parçası olmayı hedefliyoruz.
DOĞAL BİR NETWORKÜMÜZ VE PAZAR BİLGİMİZ VAR
Türk profesyoneller veya girişimciler açısından sizin aracılığınızla açılan bir fırsat paylaşır mısınız?
Tuğçe Turan: Wide and Wise olarak hem Türk profesyoneller hem de globalleşmek isteyen Türk şirketleri için önemli fırsatlar yaratıyoruz. Şirket tarafında özellikle ana kadrosunu oluşturmak isteyen start-up’lar, ölçeklenme dönemine giren ekipler ve yeni bir pazara adım atmak isteyen ancak mapping ve lokal bilgiye ihtiyaç duyan yapılarla çalışıyoruz. Bu noktada o pazarın dinamiklerini ve rolün gerçek karşılığını doğru okumak da sürecin önemli bir parçası haline geliyor. Profesyoneller açısından baktığımda, Türkiye’de gerçekten güçlü bir yetenek havuzu var. Bizim avantajımız ise farklı ülkelerde çalışıyor olmamızdan gelen doğal bir network ve pazar bilgisi. Bu sayede bazı adayların uluslararası şirketlerde görünür olmasına destek olabiliyoruz. Özellikle Avrupa ve MENA’daki şirketlerle çalıştığımız için, doğru eşleşme konusunda hem adayları hem şirketleri daha sağlıklı yönlendirebiliyoruz.


