Artan rekabet, daralan piyasalar özellikle yeni yetişen nesil ve aileleri için önemli bir kaygı konusu. Doğru eğitim, gelecek yılları da öngörebilen, kişiye uygun kariyer planlaması belki de her zamankinden daha önemli. Yurt dışı eğitim ve kariyer olanakları ise artık hem kariyer hem de eğitim yolculuğunda temel yapı taşlarından.
İngiltere'de uzun yıllar eğitim danışmanlığı yapan, akademisyen Sedanur Mills ile Ege Üniversitesi'nden King’s College London’a uzanan 20 yıllık serüvenini, göçmen bir kadın girişimci olarak kurduğu Unitedwords UK’in hikâyesini ve ailelere eğitim konusundaki tavsiyelerini konuştuk.
Türkiye'den İngiltere'ye uzanan bu yolculuk nasıl başladı?
Yaklaşık 20 yıldır İngiltere’deyim ve tüm profesyonel hayatım eğitim sektörünün içinde geçti. Aslında bu yolculuk Türkiye’de başladı. Akademik geçmişim İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine; sonrasında karşılaştırmalı diller ve özellikle çift dilli çocukların gelişimi üzerine uzmanlaştım. İngiltere’ye geldikten sonra King’s College London ve Royal Holloway gibi kurumlarda akademik İngilizce, araştırma ve çalışma becerileri dersleri verme şansım oldu. Aynı zamanda Ege Üniversitesi gibi Türkiye’nin kıymetli kurumlarında da dersler verdim. Madalyonun her iki yüzünü; hem Türk hem de İngiliz eğitim sistemini içeriden gözlemleme fırsatı buldum. Eğitim danışmanlığı, dil adaptasyonu konusunda toplumumuzun duyduğu ihtiyaç UnitedWords UK'yi kurmama neden oldu.
Göçmenlik bir ‘geride bırakma’ hikâyesi değil; insanın kendisine her şeye sıfırdan başlama şansı veren müthiş bir deneyimdir.
20 yıl önce İngiltere’ye gelmek, burada bir kariyer inşa etmek ve ardından bir kadın girişimci olarak Unitedwords UK’i kurmak... Bu süreçte bir "göçmen" olarak ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Göçmenlik genellikle bir "geride bırakma" hikâyesi olarak algılanıyor. İnsanlar sosyal çevrelerini, profesyonel statülerini bırakıp geldiklerinde kendilerini yenik hissedebiliyorlar. Yaşadıkları sorunları bir tek kendileri yaşıyormuş yanılgısına kapılabiliyor. Ben buna tamamen tersinden bakıyorum. Göçmenlik kendimizin bir başka versiyonuymuş gibi geliyor bana. Göç ettiğimiz ülkelerde bambaşka kültürlerde, bambaşka şekillerde kendimizi yeniden tanımlıyoruz. Yeniden keşfediyoruz. Bence göçmenlik, insana her şeye sıfırdan başlama şansı veren müthiş bir deneyim. Türkiye’de cesaret edemediğiniz şeyler için hayat size yeni bir sayfa açıyor. Ben de buraya geldiğimde gençtim, yalnızdım ve belki de daha kırılgandım; ama cesaretim vardı. Unitedwords UK de tam olarak bu cesaretten ve bir ihtiyaçtan doğdu. İngiltere’deki göçmen ailelerin, dil bariyeri veya sistem farklılığı nedeniyle çocuklarına akademik anlamda destek olmakta zorlandıklarını gördüm ve bu boşluğu doldurmak için yola çıktım. Önceliğim de buradaki göçmen ailelerde hem kendileri hem de çocuklarının dil gelişimi ve onları buradaki yine hayatlarında akademik olarak destek olmaktı.
Unitedwords UK şimdi sadece İngiltere değil İtalya, İspanya, İsviçre, Portekiz hatta Bahamalar'a uzanan bir yelpazede hizmet veriyor. Ailelere, öğrencilere neler sunuyorsunuz?
Unitedwords UK yıllar içinde organik bir şekilde evrildi aslında. Şu an dil öğreniminden akademik koçluğa, akademik programlardan üniversite yerleştirmelerine dek geniş bir yelpazede hizmet veriyoruz. Kariyer ve bireysel gelişim yolcuğulunda öğrencilere rehberlik ediyoruz. Öğrenci ve ailelere eğitim koçluğu en önem verdiğimiz hizmetlerden. 8 yaşından bu yana birlikte çalıştığımız, üniversiteye yerleştirdiğimiz öğrencilerimiz var. Yaz okullarında akademik, mesleki, spor ve İngilizce ağırlıklı 2 ile 6 hafta arasında süren programlarımız var. Örneğin İngiltere'de İngilizce, futbol, sanat, bilim, kariyer, girişim, mühendislik ve akademik araştırmalar konularında deneyimler sunuyoruz. İtalya'da futbol okulları, moda ve tasarıma odaklanan yaz okulları ile çalışıyoruz. ABD, Kanada, Avustralya, Singapur, Japonya gisi ülkelerde ise akademik yaz programları ve üniversiteye hazırlık programlarımız var. İspanya, Portekiz, İsviçre ve Bahamalar'da da spor ve dil öğrenimine odaklanan çalışmalar yürütüyoruz. Dil eğitimine ne kadar erken başlanabilirse o kadar iyi. Bu nedenle 4 yaşından itibaren çocukların aileleri ile birlikte kalabildikleri yaz kampları var.
UnitedWords UK aynı zamanda dil eğitimi, akademik ve profesyonel İngilizce, GSCE hazırlıkları gibi alanlarda da çalışmalarını sürdürüyor.
Eğitim danışmanlığı yapmak, sadece okul seçmek değildir; bir insanın geleceğine yön verirken adeta onun ‘ikinci ebeveyni’ olma sorumluluğunu taşımaktır.
RİSKLİ VE SORUMLULUĞU YÜKSEK BİR İŞ
Sadece Türkiye'de değil, dünyanın dört bir yanında rekabet ve bir hayat sürdürebilmek için gereken yeterliliklerin seviyesi inanılmaz yükseldi. Bu nedenle aileler de öğrenciler de canhıraş ellerinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyor. Özellikle farklı ülkelerde eğitim tecrübesi çok önemseniyor. Bu tecrübenin anlamlı sonuçlar doğurması için ne önerirsiniz?
Bu alana artan talep fazlalığı nedeni ile turizm acentalarının dahi yurt dışı eğitim danışmanlığı hizmeti vermeye başladığına tanık oluyoruz. Halbuki bir insanın geleceği, yatırımı söz konusu. Bu yanıyla oldukça riskli ve sorumluluğu yüksek bir iş. Ajansları seçerken gerçekten eğitim danışmanı olan, eğitimcisi olan kurumlarla ilerlemek anlamlı. Aileye, öğrenciye göre ayrı butik bir çalışma yürütülmesi gerek. Her zaman bunu yapan eğitim danışmanlarını tercih edin. Öğrencinin profilinin netleştirilmesi, buna uygun tavsiyeler verilmesi önemli. Ancak bir eğitim danışmanı için bu da yeterli değil. Öğrenciye tavsiye verdiğimiz ülke ve müfredatta tecrübeli olmanız da gerekiyor. Bunun yanı sıra, ilgili ülkedeki eğitim kurumları ile iyi bir bağ içinde olmanız, bir sorun yaşandığında öğrencinin hakkını savunabilecek bir pozisyonunuz olmalı. Bence eğitim danışmanlığı biraz ikinci ebeveyn olmak gibi.
ÜNİVERSİTE BAŞVURULARINDA YAŞANAN EN BÜYÜK YANILGI
Yıllardır öğrencilerin üniversite yolculuklarına eşlik ediyorsunuz. Bu süreçte gözlemlediğiniz en temel hatalar ne oldu?
Bence en temel sorun üniversite başvurusunu bir "son yıl projesi" olarak görmek. Aileler son yıl notları yükseltince ya da hızlıca birkaç aktivite ekleyince güçlü bir dosya hazırlayabileceklerini sanıyorlar. Oysa güçlü bir profil, yıllar içinde inşa ediliyor. Özellikle İngiltere’de üniversiteler artık öğrencinin sadece akademik başarısına değil, kim olduğuna, neye ilgi duyduğuna ve bu ilgiyi ne kadar derinleştirdiğine bakıyor. Benim yıllardır gözlemlediğim şey şu: başarılı başvurular son yılın değil, uzun vadeli bir sürecin sonucu.
En temel kaygılardan biri İngilizce seviyesi. Akademik İngilizce ve ifade becerisi üniversiteler için ne kadar önemli?
Çok kritik ama çoğu zaman göz ardı ediliyor. Bir öğrenci çok güçlü olabilir ama bunu doğru ifade edemiyorsa geride kalır. Özellikle ödev yazımı, analitik düşünceyi yapılandırma ve kendini net ifade edebilme becerisi başvuru sürecinde belirleyici rol oynuyor.
Son aşamada öğrenciyi öne çıkaran şey nedir?
Hikâye. Aslında tüm süreç bir hikâye inşa etmek. Neden bu alanı seçti, ne yaptı, ne öğrendi ve nereye gitmek istiyor? Başarılı, ne istediğini bilen öğrenciler bunu çok net anlatabilir. Bu da onları diğerlerinden ayırır.
13-18 YAŞ ARALIĞI KRİTİK
Yazdığınız makalelerde, yaptığınız söyleşilerde eğitim hayatında 13–18 yaş aralığının önemine vurgu yapıyorsunuz. Neden bu kadar kritik bu aralık?
Çünkü bu dönem aslında bir “profil oluşturma” süreci değil, bir gelişim yolculuğu. 13-15 yaş arası, bizim için "kendini tanıma ve keşfetme" dönemidir. Bu dönemde öğrenciyi farklı akademik ve okul dışı alanlara maruz bırakarak neye ilgi duyduğunu anlamasını sağlarız. Eğitimin bir gelişim yolculuğu olduğunu unutmamak gerek. Özellikle bu yaşlarda öğrenciden mükemmel olmasını beklemek yerine denemesini, keşfetmesini ve kendini tanımaya başlamasını teşvik etmeliyiz. Öğrencilerin tatillerini bir tür deneyim zamanına çevirmek mümkün. Burada da rastgele ilerlemekten ziyade alanında uzman bir eğitim danışmanı ile ilerlemek anlamlı. Öğrenciler bazen ebeveynlerine anlatamadıkları şeyleri bize anlatabiliyorlar. Biz de eğitimci kimliğimizle öğrencilere hem akademik hem de okul dışı faaliyetlerinin planlanması konusunda yol göstermeye çalışıyoruz. Bu aşamada yapılan en genel hata, çok erken bir şekilde öğrenciyi “karar vermeye zorlamak.” diyebilirim.
Peki bu keşif sürecinde kritik bir yaş aralığı var mı?
Genelde 15–17 yaş aralığı diyebiliriz. 15-17 yaş arasını odaklanma zamanı olarak tanımlayabiliriz. Bu yaşlardaki öğrencilerin artık ilgi duydukları alanda derinleşmelerini bekleriz. Üniversiteye başvurmadan önceki bu son 2-3 yıl, o alanla ilgili projeler üretmek, okumalar yapmak ve akademik kimliği somutlaştırmak için kritik önemde.
Topluluklar içinde çok aktifsin. Seni motive eden ne? Son olarak ailelere ne önerirsin?
UnitedWords UK'nin kuruluşundaki amacın aynısı; ailelere, çocuklara elimden geldiğince yardımcı olabilmek. Bu benim için profesyonel bir işin ötesinde, manevi bir kıymet taşıyor. Bu yüzden topluluk gruplarına ve kurumlarına elimden geldiğince destek vermeye çalışıyorum. Ailelere tavsiyem; çocuklarını sadece notlarıyla değerlendirmesinler. Onların kimliklerini, tutkularını keşfetmelerine izin versinler ve bu süreci zamana yaysınlar. Eğitim, bir yarış değil, bir inşa sürecidir.